10 Nisan 2010 Cumartesi

neredeyse bir balina/ steve jones- 7

BÖLÜM 8: HİBRİTLİK

- Adem ve Havva, şeytana uyarak bilgelik ağacındaki domatesi yemişlerdi. Dinsel botaniğin Avrupalı bakış açısına sahip olan biri için olay bu şekildedir. Birçok Avrupa ulusu için domates öylesine egzotik bir meyveydi ki soylu bir adı hak etmişti. Bu meyveyi Fransızlar pomme d'amour, İtalyanlar pomo d'oro -altın elma- ve Hırvatlar paradis (yüklenen anlamı başlı başına anlatan bir ad) olarak adlandırmıştı. Bugün garip gelebilir ama Cennet'in meyvesi her ne ise bilmiyorum ama elma değildi (elma Doğu Akdeniz bölgesinde az yetişir) ve bu kutsal meyve dinsel sanat tarafından, birbirini izleyen dönemler içinde domates, portakal ya da incir olarak -muzun zamanı gelinceye değin- resmedilmişti. s. 268

- DNA molekülünün kendisini yanlışsız kopyalamaktaki yeteneksizliği -mutasyon- evrimin kaçınılmaz olduğu anlamına gelir. Doğal seçilimin bu yanlışlardan öte bir sermayeye gereksinimi yoktur. Türler Mendel'in tanımladığı mekanizmanın yan ürünlerinden başka bir şey değildir. s. 270

- Belirli bitkilerin hibrit doğası anlaşılmadan çok önceleri, Aristo bir panterle devenin eşleşmesinden zürafa üretilebileceğine inanıyordu. Daha radikal bir düşünür olarak Oppian, serçeyle çaprazlanarak deve kuşu yapacak bir hayvan üzerinde tartışmalarda bulunmuştur. s. 289

- Domates bitkisi, türler arasındaki sınırların kaldırılması anlamındaki bir liberalizmin öncülüğünü yapmaktadır. Süper marketlerde satılan domatesler iyi görünüşlüdür ama tatları hiç de iyi değildir. Geleneksel domates çeşitlerinin tadı iyi olabilir ancak yumuşaktırlar ve taşınmaları güçtür. Calgene şirketi, domatesin olgunlaşmasından sorumlu gende değişiklik yaparak meyvelerin dalında birkaç gün daha fazla kalmasını ve böylelikle daha uzun bir süre şeker soğurabilmesini sağlamıştı. 1994 yılında Birleşik Devletler Yiyecek ve İlaç Dairesi bu domates tipini, bitkinin genetik malzemesine eklenen yabancı DNA parçacığına karşın, geleneksel domates çeşitleri kadar sağlıklı olarak tanımladı. Bu yeni tipe ayrı bir etiket verilmesine bile gerek duyulmadı, çünkü bu domatesler 'geleneksel yöntemlerle geliştirilmiş domatesin temel karakterlerini koruyordu'. Peki, bu sav gerçekten de doğru mu? Bu yeni meyve, yeni genleriyle aynı tür olarak kalmış mıdır? s. 293

- Ortaçağın en süreğen mitlerinden birisi Borametz, Tataristan kuzusuydu. Bu yaratık hem hayvan hem de bitkiydi. Ağacın kavuna oldukça benzeyen meyvesi olgunlaşıp açıldığında, içinden bembeyaz yapağısıyla bir kuzu çıkıyordu. Kuzu bitkinin topraktaki köküne göbeğinden bağlıydı ve çevredeki çimenlerle beslenip orada ölürdü.
İlk çağların Tataristan'ında bile koyunlar kavunlarla eşlezmezdi! Ve Borametz olasılıkla Platon'un, bugün pamuk olarak bilinen 'yün üreten ağacı'ydı. s. 293- 294

Hiç yorum yok: