25 Nisan 2010 Pazar

Küreselleşmenin Sıradışı Öyküsü/ Nayan Chanda

- Chanda, N. Küreselleşmenin Sıradışı Öyküsü, Tacirler, Vaizler, Maceraperestler ve Savaşçılar Globalizmi Nasıl Şekillendirdiler, çev. Dilek Cenkçiler. Ankara, ODTÜ Yayıncılık, 2009, ISBN: 978-9944-344-87-6

Yale Küreselleşme Araştırmaları Merkezi'nde yayın direktörü olan yazarımız Nayan Chanda, sade vatandaşın tam olarak temellendiremediği "küreselleşme" kavramının tarihini dört ana akım üzerinden anlatmaya girişmiş. Anlatıya da en modern örneklerden birisiyle, internet üzerinden sipariş ettiği; Amerika'da tasarlanan, birçok ülkede üretilen parçaları Çin'de birleştirilen ve birkaç günde üretilip kendisine teslim edilen ipodu ile başlamış. Küreselleşmeye oldukça farklı ve derin bir bakış...
NOT: Kitabın redaksiyonu ve/veya çevirisi oldukça kötü; bazı bölümleri okumak dert oluyor insana. Ancak herhangi bir düzeltme yapmadan aktaracağım.


1. Bölüm: Afrika'daki Başlangıç

- Harvard'lı arkeolog Ofer Bar- Yosef'in belirttiği gibi, insan aklında kritik bir sapmayla, "İnsanlar, doğaya müdahale etmeye ve tanrıların sağladığına güvenmek yerine, kendi yiyeceklerini sağlamaya karar vermişlerdi." s. 25

- Jericho'nun kuzeyindeki Aşağı Ürdün Vadisinde eski bir sitede kazı yapan arkeologlar, yanık incirlerle karşılaştılar. Yapılan inceleme sonucunda, bu yaklaşık on iki bin yaşındaki incirlerin, evcilleştirilmiş besin değeri olan bitkilerin ilk örnekleri olduğu ortaya çıktı.
Anlaşılan bir genetik mutasyon, verimsiz bir meyve üretebilen, ama kesildiğinde, kökleri diğer bütün meyvelerden daha kolay kök saldığı için, kolaylıkla evcilleştirilebilen bir incir türü yaratmıştı. Araştırmacılar, incirlerin, yabani arpa, yabani yulaf ve meşe palamudu gibi diğer sebze ürünleriyle birlikte saklanmış olarak bulunduğunu bildirmişti, bu da, bu ilk Neolitik çiftçilerin yaşam stratejilerinin, yabani bitkilerin karışık kullanımı ve incirin evcilleştirilmeye başlanması olduğunu göstermektedir. s. 26

- Tarım beraberinde, artan oranda bağlantı sağlayan dört ana taşıyıcı getirmişti: Göç, ticaret, din ve devletin fetih gücü. s. 27

- (...) birçok dilbilimci, tarımsal yaşam biçiminin Anadolu'dan yayılmasının Proto-Hint-Avrupa diye adlandırılan dilin, Avrupa ile Orta ve Güney Asya gibi geniş bir alanda yayılmasında çok önemli bir rol oynadığına inanmaktadır. Daha yaygın olan ve genetik-dil bilimsel adli analizler tarafından desteklenen hipotezlerden birine göre, daha fazla toprak arayan ilk çiftçiler, M.Ö. 7000 civarında Türkiye'den ve Anadolu'dan, Güneydoğu Avrupa'ya göç etmişler ve -Sanskritçe, Yunanca, Latince ve Farsça ile sonuçta İngilizce, Fransızca, Rusça ve Almanca gibi modern diller dahil- seksen yedi dilin doğmasına neden olan ilk Hint-Avrupa dilini yaymışlardı. s. 28

- Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki Mezopotamya bölgesi, bugünün Suriye'sinden gelen bir çöl kabilesi, Sargon'un önderliğinde, Akad İmparatorluğu'nu (M.Ö. 2430-230) kurduğu zaman, ilk devletin kuruluşuna tanık olmuştu. (...) İmparatorluk müdahalesi için bir başka temel güdü, kaynakların kontrolüydü. Örneğin, Sargon, Mezopotamya ve Mısır'da bulunmayan, ama günlük yaşamda ihtiyaç duyulan keresteyi güvence altına almak için savaşa girmişti. s. 31

- Sargon, rakip şehir devletleri yenmiş ve yenilen halktan fidye almayı içeren yaygın uygulamayı izlemek yerine, onları kendi imparatorluğuna dahil etmişti. Aslında, Jean-Jacques Glassner'in yazdığı gibi, Akad İmparatorluğu, savaşa karşı yeni tavırlar sergilemiş, buna göre, direkt politik kontrolün dışında kalan yerlerde savaş, ganimet arayışıyla ve ücretsiz iş ile askeri hizmet şeklinde sürdürülen haraçla güdülen, kurumsal ekonomik faaliyet haline gelmişti. s. 32

- Devletin ticaretteki artan rolü, daha sonra norm haline gelecek ve özellikle bir yasada belirgin olacaktı: "Eğer bir tacir, bir aracıya tahıl, yün, yağ ya da ticaret yapılacak herhangi bir mal verirse, aracı değerini yazacak ve (parasını) tacire geri getirecektir; aracı, tacire vereceği paranın karşılığında mühürlü bir makbuz alacaktır." s. 32 yazar, Hammurabi Kanunları'ndan söz ediyor

- (...) imparatorlukların kontrolündeki altındaki alanların, Akadlarda Sargon dönemindeki 0,6 megametreden (1 megametre = 100.000 km2), Hindistan'da Mauryalar altında 3 megametreye, Roma İmparatorluğu döneminde 4 megametreye, Çin'de Han hanedanı altında 6 megametreye yükselmiş ve Moğollar döneminde 25 megametreyle, maksimum toprak imparatorluğu miktarına ulaşmıştı. s. 33

2 yorum:

Unknown dedi ki...

Neden 33. sayfadan sonrasını göremedim

İsmail Marazi dedi ki...

sonraki gönderi başlıklarına bakarsanız kitabın devamından aktarılmış bölümleri göreceksiniz