BÖLÜM 6: TEORİNİN GÜÇLÜKLERİ
- Evrim, çoğu zaman için, aynı bölgede kalabilmek uğruna yapılan bir yarışmadır. Herhangi bir hayvan için en tehlikeli düşman, kendisiyle aynı şeylere gereksinim duyan ve bunları elde etmek için belki de daha iyi evrim geçirmiş olan akrabaları ve torunlarıdır. Ana babalar yavrularıyla aynı bölgede yaşamak durumunda kalırlarsa kaderleri belirlenmiş demektir. Çoğu, yavrularıyla mücadele tmek durumunda kalır ve kaybederek ortadan kalkar. Sonuç olarak herhangi bir zaman diliminde evrimsel ağacın dallarının yalnızca uç noktaları görünür durumdadır. Eski dalların yerini daha iyi olan gençler almıştır. Eskiden yaşamış olanlar sonrakiler tarafından ortadan silindiği için ortalıkta eskilerin kaderiyle ilgili ipuçları genellikle bulunmaz. s. 196
- Moleküler düzeyde yapılan incelemeler, yarasaların tamamıyla karasal hayvanlar olan tavşanlarla akraba olduğunu gösteriyor, fakat eski çağların tavşan- yarasasının neye benzediğine ilişkin yaşayan bir ipucu yoktur. s. 200
- Böceklerin çoğu, üzerinde beslendikleri bitkilerle birlikte evrim geçirir. Aslında, böcekleri çeşitliliğe sürükleyen beslendikleri bitkilerdir. Üç yüz otuz bin kınkanatlı böcek çeşidi bilinmektedir ve bu sayı herhangi bir başka grubun üye sayısından çok daha fazladır. s. 205
- Amerikalı politikacı William Jennings Bryan -1925 yılında evrim teorisini öğretmekten mahkum olan John Scopes davasında zafer kazanmıştı- konuyu alaya almayı severdi: "Gözü olmayan bnir hayvanın derisinin üzerinde bir miktar pigment ya da kimilerinin dediği gibi çil düşünün.Bu pigment parçası ya da çil, güneş ışınlarını bir noktada toplamaktadır ve hayvan bu noktadaki sıcaklığı duyumsadığı zaman, daha fazla ısı enerjisi almak için bu noktayı güneşe çevirme eğilimine girmektedir. Artan sıcaklık deriyi tahriş etmektedir -evrim yanlılarının sanısına göre bu bölgede bir sinir demeti oluşmakta ve sinir demetinin dışında da göz... Bu varsayımı alt edebilir misiniz? Ayrıca unutmayın bu durum bir değil iki kez gerçekleşiyor!"
Aslına bakılırsa, göz oluşumu iki değil elli kez gerçekleşmiştir ve ışık aracılığıyla bilginin nasıl elde edileceği sorunu düzinelerce farlı yoldan çözülmüştür. Göz, yalnızca olması gerektiği ölçüde karmaşıktır, daha fazla değil. s. 209
- Evrim geçiren her yapı geçmişiyle başa çıkmak durumundadır. (...)Her canlının evrimsel gelişimi, sürece başladıkları ile sınırlandırılmıştır. s. 210
- Arılar uzun süre havada kalırlar. Arıların algılayıcılar, ağaçların ve diğer bitkilerin dikey dünyasına uygun olarak dikey bir şerit olarak gelişmiştir. Su yüzeyinde dolaşan böceklerin gözleri ise, düz su yüzeyine uygun olarak yatay bir bant biçiminde evrimleşmiştir. s. 211
- Çeçe sineğinin, Güney ve Orta Afrika'nın büyük bölümünde sığır yetiştirmeyi olanaksız kıldığı bilinmektedir. Bu sineklerin çiftlik hayvanlarına saldırısı o denli şiddetlidir ki, bir zamanlar Afrika genelinde insanlar, yük taşıyan hayvan sürüleri hayatta kalamadığı için yükleri kendileri taşımak durumunda kalmıştı. Bu sinekler halen yılda bir milyar dolar değerinde zarara yol açmaktadır. Tamamen siyah renkte, krem renginde ya da benekli olmasının bir sığır için önemsiz bir karakter olduğu düşünülebilir. Ancak bazı sığır soylarının çeçe sineğinin saldırılarına daha çok uğradığı bilinmektedir, çünkü sinek, aynı rengin büyük parçalar halinde bulunduğu hayvanları çekici bulmakta, benekli olanlardan uzak durmaktadır. s. 212
- Bazı göz sinirleri beynin görme merkezine değil, sıcaklık denetimi, beslenme ve cinsellik işlevlerinde görev alan hipotalamusa gider. Yalnızca iç saniyelik aydınlanma bile beyin saatini çalıştırmaya yeterlidir ve köstebek sıçanları oyuklarından çıktığında göz kapaklarından geçen yeterli ışık ona içinde bulunulan günün uzunluğunu ve yılın bu döneminin üreme zamanı olup olmadığını anlatır. Bu kör gözlere hasar verilirse, hayvanın yaşam ritmi bozulacaktır. s. 213
- Fakat pek çok değişikliğin tümüyle gelişim yasalarından kaynaklandığını ve bir tür için önceleri avantaj sağlamayan bir değişikliğin, türün sonraki nesillerinde daha ileri değişim düzeyleri söz konusu olduğunda yarar sağlayabileceğini rahatlıkla düşünebiliriz. Ayrıca, daha önceleri büyük öneme bir sahip olan bir parçanın (sucul bir hayvanın kuyruğunun karasal yaşama uyum göstermiş torunlarında korunması örneğinde olduğu üzere) daha önemsiz bir duruma geldiğinde korunmasının doğal seçilimle gerçekleşmediğini düşünebiliriz, çünkü doğal seçilim yalnızca yaşamak için verilen mücadelede yarar sağlayan özelliklerin korunması biçiminde işleyen bir mekanizmadır. s. 230
25 Şubat 2010 Perşembe
neredeyse bir balina/ steve jones- 5
Etiketler:
evrensel basım yayın,
neredeyse bir balina,
steve jones
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder