14 Şubat 2010 Pazar

neredeyse bir balina/ steve jones

- Jones, S. Neredeyse Bir Balina, Türlerin Kökenine Güncel Bir Bakış, çev. Levent Can Yılmaz. İstanbul: Evrensel Basım Yayın, 2006.

Bu kitap biyolog Steve Jones'un, "Türlerin Kökeni"ni genetik biliminin güncel bulguları ışığında bir tekrar yazımı. Kendisi, bölüm başlıklarını korumakla beraber esere sadık kalmak yerine özüne hizmeti yeğlemiş ve gerçekten muhteşem bir kitap ortaya çıkartmış.
Henüz kitaba başlamadan, giriş/ önsöz niyetine olan bölümde salvolar başlıyor. İşte ilk iki bölümden altını çizdiklerim:

- Evrim kaçınılmaz bir olgudur ve üreme süreçlerinde gerçekleşen yanlışlardan kaynaklanır. s. 24

- Doğa, güzelliği, güçlülüğü ya da saldırganlığı ödüllendirmez; onun yapabileceği tek şey, en iyi çoğalma yeteneği kazananlara avantaj sağlamaktır. Bu sürecin sonunda canlıların en güzelleri ya da en iticileri oluşsa da, Darwin'in mekanizmasında bilinmez olan bir şey yoktur: genetik ve zamanın etkisi her şeyi açıklamaya yetmektedir. s. 25

- Tecavüz eğilimi ya da hırslı olmak, doğuştan gelen etkenlerle ilişkili olabilir, ama hayvanlar içindeki eşsiz yeriyle Homo sapiens, bu davranışlara hoşgörüyle yaklaşmak zorunda değildir. s. 30

- 'bir cinayeti itiraf etmeye benzese de, türler değişmez değildir's. 32

- Darwinizm, uçsuz bucaksız uzunluğuyla büyük bir drama olan evrim sürecinin iyi yazılmış giriş bölümüdür. s. 37

- Galileo... , "İnanmanın günah olduğunu düşündükleri konularda kendilerini, kanıtlar tarafından ikna edilmiş durumda bulmanın inananlar için çok yıpratıcı" olacağını söylemişti. s. 61

BÖLÜM 1: EVCİLLEŞTİRME ETKİSİNDE DEĞİŞİM

- İnsanlarla evcil hayvanlar arasında ilginç bir ilişki vardır. Victoria dönemi kaşiflerinden William Burchell, Afrika'da açlıktan ölmenin kıyısındayken, çok sevdiği kısrağına fazlasıyla benzediği için bir zebrayı yiyememişti. 1860'larda büyük miktarda hayvansal proteinin boşa gittiği kanısıyla alarma geçen Franssız hükümeti, yurttaşlarını at eti tüketmeye ikna etmek için harekete geçti. Buna karşılık Londra'da, at eti yemeyi yaygınlaştırmak için çalışan bir derneğin çabaları, yarış atı sosuyla yapılmış somon balığıyla başlayan, pegasus filetosu ve Gateau Veterinaire ile süren ziyafetlerle halkı özendirmeye çalışmasına rağmen başarılı olamadı. Oysa aynı dönemde Live Stock Journal and Fancier's Gazette İngiltere'nin kimi bölgelerinde kedi eti yenildiğinden şikayet ediyordu. s. 62

- Darwin notlarında, onaylamayan bir anlatımla, Tierra Del Fuego insanlarının kıtlık dönemlerinde köpekleri yerine yaşlı kadınlarını yediklerinden söz eder. s. 68

- 1950'li yıllarda Rusya'da tilki yetiştiriciliği sırasında düşünülmeden yapılan seçmelerin sonucu bilim dünyasında epeyce yankılanmıştı. Gümüş tilkiler, kürkleri için yetiştirilmekteydi. Tilkiler başlangıçta vahşi, kuşkucu ve yaşadıkları huzursuzluk nedeniyle ölebilen hayvanlardı. yaşanan sorunları azaltmak için, yalnızca insanların arkadaşlığını kabul edenlerin üremesine izin verildi. Yirmi yıl sonra tilkilerin aldığı hal trajikti. Çiftlik kısalmış kuyrukları ve düşmüş kulaklarıyla tilkiden çok köpeğe benzeyen hayvanlarla dolmuştu. Birçoğu siyah ve beyaz iki renge sahipti ve tutsak edilmemiş akrabalarından farklı olarak -tıpkı köpekler gibi- dişiler yılda iki kez yavrulamaya başlamıştı. s. 71

- Seçme izni verilirse bir inek, kendi soyundan bir boğayla çiftleşmeyi yeğleyecektir. Ayrıca, boğalar annelerini anımsatan dişilerden hoşlanır. Bu türlerde, Oedipal etki güçlüdür. Dişi keçi tarafından büyütülen erkek kuzular ya da dişi koyun tarafından büyütülen erkek oğlaklar, yalnızca üvey annelerinin soyuna karşı cinsel ilgi duyacaktır. Erkek yavrunun, annesine benzeyen bir dişiyi cinsel eş olarak görmesi soyun sürekliliğini sağlar. s. 78


- (hayvanat bahçelerini kastederek)Bir yerde, gorillere kahvaltı olarak sosis, yarım litre bira, daha sonra peynirli sandviçler, haşlanmış patates, koyun eti ve daha fazla bira verilmişti. Ziyaretçiler de işleri kolaylaştırmıyordu; Philadelphia Hayvanat Bahçesi 1874 yılında açıldığında, bir hafta içinde sakinlerinden bazıları şemsiyelerle dürtülerek öldürülmüştü. s. 81

Hiç yorum yok: